erguvan ağacı hakkında bilgiler

Erguvan ağacı Ne Zaman çiçek açar?

Ekim 8, 2020

Erguvan Ağacı Nedir? Nerede Yetişir?

Açık pembe ve mor çiçekleri olan Erguvani bir renklerde çiçek açan Baklagiller familyasından 10 metreye kadar boyları uzayabilen çalı formunda bir ağaççık türüdür. Erguvan dalından tutarmı, Erguvan çelikle üretim, Erguvan tohumu, Erguvan ağacı Özellikleri, Cercis siliquastrum tepe çapı, Erguvan Ne Zaman budanır, Beyaz erguvan ağacı, Erguvan Ağacı, Mor erguvan ağacı, Beyaz erguvan ağacı, Erguvan ağacı Saksıda yetişir mı, Erguvan ağacı Hikayesi, Erguvan ağacı Özellikleri, Erguvan ağacı Nerede yetişir, Erguvan ağacı Ankara, Erguvan Ağacı Fidanı

erguvan çiçekleri

Erguvan Ağacı Hakkında Bilgiler

Fabaceae (Baklagiller) familyasından olan Erguvan türleri tahmini olarak 2 ile10 metre boyu uzayabilen yani boylu çalı veya ufak bir ağaç türü olarak bilinir. Genç sürgünler kırmızı esmer renktedir. 5 ile 10 cm çapındaki yapraklar hemen hemen daire şeklinde ve tam kenarlıdır. Yaprağın dip tarafı yürek gibi oyuk, tepeleri ise yuvarlaktır. Her iki yüzü de tüysüzdür. Üstü koyu yeşil, alt yüzü mavimsi yeşildir. Erguban’ın bilimsel adı ise; Cercis siliquastrum olarak bilinir.

Erguvan Çiçeği Renkleri

Çiçeğinin kendisine has gayet güzel acık pembe ile mor arası ‘erguvani’ bir rengi vardır. Çiçek açma zamanı genellikle nisanmayıs aylarıdır.

Erguvan Ağacı Nerelerde Yetişir?

Genel yayılış alanı Güney Avrupa ile Batı Asya’dır. Türkiye’nin güney, batı ve hatta kuzey Anadolu sahillerinde yetişir. Akdeniz kıyılarındaki maki formasyonunun tipik elemanlarından birisidir. Taze çiçekleri ve yaprakları yenilebilir. Kerestesi çok güzel cila kabul eder. Bu sebeple mobilya
sanayisinde kaplama tahtası olarak kullanılır. Batı Asya steplerinden veya Güney Avrupa bölgesinden geldiği tahmin edilmektedir.

erguvan ağacı nerede yetişir

Erguvan Yaprağı

Erguvan’ın yaz ayında sap kısımları girintili yuvarlak yaprak şeklinde oluşur. Tıp alanında Erguvan ağacı yaprağı kullanılmaktadır. Ayrıca kerestesinin cila kabul etmesi ile mobilya sanayinde kaplama tahtası olarak kullanılmaktadır.

Erguvan ile ilgili şiirleri

Zamâne gussaları bi-girân imiş bildük
Velî devâsı mey-i ergavân imiş bildük (Nevî-zâde Atâyî)

Nasf-ı cemili öyle müferih ki söylesem
Te’sîr ider dimâga mey-i ergavân gibi (Şeyh Gâlib)

Ger idersem kadd ü ruhsârun yolında cân revân
Bitiser sinümde sinem üzre serv ü ergavân (Karamanlı Nizâmî)

Eyledi şermden görince yüzün
Çehresin reng-i ergavâna gonca (Hayâlî Bey, K13/13)

Kaşların zerd olsa n’ola ey yanağı ergavân
Şehlere âdetdür altun tozlu olmak çün kemân (Sunî, G-136/1)

Şitânun şiddeti te’sîr ider mi rind-i mey-hâra
İsâl-i pembedür berf ü şarâb-ı ergavân âteş (Nev’î, G-198/4)

Her tarafdan şu’le-sâz oldı nihâl-i ergavân
Bâğa âteş düşdi sandı eyledi bülbül figân (Nev’î, M/1)

Tenüm hûn-ı sirişkümden nihâl-i ergavânîdür
Vücûdum oldı vîrân şehr-i rûyum za’ferânîdür (Nevî, G-59/1)

Ergavânî câmeni görüp n’ola kan aglasam
Yaraşur âb-ı revâna karşu zîrâ ergavân (Bâkî G-390/2)

Kanına girmiş boyınca Bâkî-i dil-hastenüñ
Ergavânî câme geymiş sanmañ ol serv-i revân (Bâkî, G-390/6)

Çemende nev nihâl-i ergavân açıldı zann itme
Hıram eyler kabâ-yı âl ile bir serv-kad dilber (Şeyhülislâm -Es’ad, K-6/8)

Ey sākinān-ı mey-gede tutman gönülde gam
Bezm-i safāda cām-ı mey-i ergavān tutun (Bâkî G-281/1)

Mitolojilerde Erguvan Ağacı

Erguvanın Eski Mısır’dan Anadolu’ya, Amerika yerlilerinden Şamanlara kadar oldukça geniş bir inanç ve mitoloji coğrafyasına yayıldığı bilinir. Özellikle erguvanın renginin birbirinden değişik sembolik anlamlarla yüklü olduğu araştırmacılar tarafından tespit edilen bir husustur. Örneğin, Eski Mısır’da ve Roma’da asalet sembolü olması gibi. Öyle ki Roma’da erguvanî pelerini ancak imparatorların giymesi söz konusu olabilirmiş. Ayrıca Hz. Harun’un efodunun renginin erguvanî kırmızı olması ve Hz. İsa’nın çarmıha gerilmeden önce ona erguvanî renkli bir giysi giydirilmesi gibi (Doğruyol, 2004:58).

Hırıstiyan kültüründe müstakil kitaplara konu olan Erguvan ağacı efsanesi vardır. Bu efsaneye göre “Erguvan ağacı İngilizce konuşulan ülkelerde, Judas Tree yani Yahuda’nın ağacı olarak bilinir. Yahuda, İsa’yı ele verdikten sonra kendini erguvan ağacına asmıştır. Ağacın dallarının çarpık çurpuk
biçiminin bu olaydan kaynaklandığı anlatılır. Aynı efsanenin başka versiyonlarında ise, ağacın çiçeklerinin İsa’nın gözyaşlarını, çiçeklerin pembe renginin ise Yahuda’nın ihanetinin utancını yansıttığı rivayet edilir.

Yahuda’nın ağacı olarak bilinen ‘erguvan ağacı’nın mitolojik bir öyküsü var. Baş kahinler ve diğer din adamları İsa’yı öldürmeye karar verirler. On iki havariden biri olan Yahuda İskariyot ise, baş kahinlere giderek, “Onu ele verirsem bana ne verirsiniz?” der. Otuz gümüşü alan Yahuda, İsa’yı ele
vermek için fırsat kollamaya başlar. İsa ise bütün bunları bilmektedir. O akşam İsa, on iki havarisi ile yemekte buluşur. Yemek esnasında, “Sizden biri beni ele verecek” der. Havariler bu söze hem üzülürler hem de her biri, ihbar edecek olanın kim olduğunu merak eder. İsa, konuşmaya devam eder: “Beni ele verecek olan, benimle birlikte elindeki ekmeği sahana batırmış olandır” O an Yahuda’nın eli ekmekle birlikte sahandadır. İsa’ya dönerek, “Yoksa, beni mi demek istedin?” der. İsa ise gayet sakin bir şekilde,
“Söylediğin gibidir” der. Yahuda ise, baş kahinlerle anlaşmış ve onlara şöyle demiştir. “Ben o kalabalık içinde kimi öpersem, İsa O’ dur.” Yahuda dediğini yapar, “Selam Rab” diyerek İsa’yı alnından öper. Baş kahinlerin adamları da İsa’yı yakalayıp götürürler. O gecenin sabahında, Baş kahinler ve şehir halkının ihtiyarları, İsa’nın ölüm cezasına çarptırılması konusunda anlaşırlar.

İslami Kültürde Erguvan

İslâm kültüründe de erguvanla ilgili rivayetlere rastlamak mümkündür. Bu rivayetlerden birinde Hz. Peygamber’in “ben erguvan renkli şeyin üzerine binmem” dediği nakledilmiştir. Bu rivayetin yanı sıra Hz. Berâ’nın “ben onu kızıl bir hulle içerisinde gördüm; o hulle benim o zaman kadar sırtında gördüğüm en güzel libastı” şeklinde bir rivayeti de vardır. Türk geleneğinde de dikkate değer bir yeri olan erguvanın Sultan Tuğrul’un çadırının rengi
olması açısından önemlidir. Çünkü çadır, Türklerde hakimiyetin sembolüdür ve bu açıdan rengi çok önemlidir. Osmanlıda ise erguvanî rengin ön plana çıktığı; Rodos fatihi Kanunî’nin, şövalyelerin reisi L’ısle Adam’ı önce yağmur altında uzun bir süre beklettiği, daha sonra erguvanî renkli çadırda kabul ettiği rivayet edilir. Erguvan hakkında daha fazla bilgi için >>